Ana içeriğe atla

Covid19 Hakkında

Covid19 salgını hakkında bir kaç şey söylemek isterim. 
1. Hiç inanmadığım bir komplo teorisi olan,  bu virüsü icat eden mutlaka ilacını da icat etmiştir. Hastalık tam yayıldığında bu ilacı piyasaya sürüp hayal ötesi bir kazanç elde edeceklerdir.
2. Eğer ortada artniyetli bir durum yoksa dünyanın artık farklılıklarını zenginlik olarak görüp aralarındaki husumetleri en aza indirecek bir gelecek tasarımı üzerinde ciddi bir şekilde düşünmesi ve çalışması gerekiyor. Çünkü dünyamız biyolojik ve kimyasal anlamda her zaman risk altında olacaktır. Bu tür epidemik olaylarda ülkelerin bağımsız hareket etmesi düşünülemez. 
3.Son dönemlerde tamamen işlevsiz hale gelen BM başta olmak üzere uluslararası kuruluşlar işlevli hale getirilmeli 5 ülkenin hegemonyasından kurtarılmalı,  ortak akılla dünyanın geleceği için çalışan birlikteliklere dönüştürülmelidir. 
4. Dünyada #COVID19 gibi epidemileri önlemek için, aşı, ilaç yapımı için uluslararası bir organizasyon geliştirilmeli ilaç ve aşı tekel olmaktan çıkmalı. İnsanlığın ortak faydası üzerine ortak çalışılmalıdır. 
5.Her ülke bu tür olaylar için mutlaka bir planlama,hareket,alt-yapı hazırlığı yapmalıdır. 
6.Toplum sağlığı ve psikolojisi mutlaka hasar alacaktır. Ancak Anti-viral ilaçlar 3-4 ayda aşı ise en geç 18 ayda bulunacaktır. Çiçek hastalığı gibi yok edilme noktasına gelecektir. Sabır!! 
7. Ve en önemlisi artık doğayı acımasızca sömürmeyi bırakmalı endüstriyel hayvancılıktan vazgeçmeliyiz. Eğer bundan vazgeçmez isek yeni ve daha güçlü virüslere ortam yaratırız. 

 I'd like to say a few words about the Covid19 outbreak.

 1. He invented the drug that invented this virus, a conspiracy theory I never believed.  When the disease is fully spread, they will release this drug and gain an extraordinary gain.

 2. If there is no safe situation in the middle, the world now needs to seriously think and work on a future design that will see the differences as wealth and minimize the enmity between them.  Because our world will always be at risk in biological and chemical terms.  In such epidemic events, countries cannot act independently.

 3. International organizations, especially the UN, which has become completely dysfunctional in recent times, should be made functional, and it should be freed from the hegemony of 5 countries and turned into associations that work for the future of the world with a common mind.

 4. To prevent epidemics such as # COVID19 in the world, an international organization for vaccine, drug making should be developed, and the vaccine should not be a monopoly.  Collaboration should be done on the common benefit of humanity.

 5. Every country should make a planning, action and infrastructure preparation for such events.

 6. Community health and psychology will definitely take damage.  However, anti-viral drugs will be found in 3-4 months and the vaccine will be available at the latest in 18 months.  It will come to the point of being destroyed like smallpox.  Patience!!

 7. And most importantly, we have to stop exploiting nature mercilessly and give up industrial animal husbandry.  If we do not give up, we create an environment for new and more powerful viruses.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Dilin Sessizliği: Kürtçe Neden Hâlâ Yok Sayılıyor?

İzmir’den Diyarbakır’a uçuyorum. Uçağın içindeyiz. Kaptan pilot önce Türkçe konuşuyor, sonra İngilizce, ardından Almanca. Oysa uçakta bir Alman ya da İngiliz göremiyorum. Ama Diyarbakır’a uçuyoruz. Yolcuların önemli bir kısmı Kürt. Fakat uçakta tek bir kelime Kürtçe duymuyorum. Uçak Diyarbakır’a inerken Kürtçenin gölgesi bile düşmüyor gökyüzüne. Bu sadece bir uçuş anı değil. Bu ülkede yaşayan milyonlarca Kürt vatandaşın her gün, her yerde deneyimlediği görünmezlik hâlinin küçük ama anlamlı bir kesiti. Sağlık ocağında, hastanede, devlet dairesinde ya da okulda… Kürtçe, bu toprakların en eski dillerinden biri olmasına rağmen, hâlâ resmî kabul görmeyen, hâlâ utangaç bir misafir muamelesi gören bir dil. Sadece konuşulmasına değil, duyulmasına bile tahammül edemeyen bir sistemle karşı karşıyayız. Bazı devlet hastanelerinde tabelalar Türkçe, İngilizce, hatta bazen Arapça. Ama aynı hastaneye gelen yaşlı bir Kürt kadın, derdini anlatacak birini bulamıyor. Kürtçesi dışında başka dili olmay...

Babamın İzi

O akşam gökyüzü erkenden karardı. Yağmur önce ince ince döküldü, sonra birden gök yarılmış gibi boşaldı. “Yola çıkmazsak sabaha kadar buralarda kalırız,” dedi babam. Lice’den Akro’ya gidecektik. Her zamanki gibi önde o vardı; sessiz, iri adımlarla, rüzgârı yaran bir gölge gibi yürüyordu. Ben de onun bastığı yerlere basmaya çalışıyor, izlerini takip ettikçe kendimi daha güvende hissediyordum. Yağmur çoğaldıkça yol kararırken, her çakan yıldırımdan sonra babamın gölgesi de onunla birlikte yürüyormuş gibi görünürdü. Çamur ayağımı çekmesin diye eski potinlerimden birini giymiştim; yine de her adımda içi suyla doluyordu. Yıldırım çaktığında çarşının taş sokakları bir an aydınlanıyor, ardından yeniden zifiri karanlığa gömülüyordu. O kısa aydınlıkta, yol kenarındaki meşe ve kavakların yağmurla devrilir gibi sallanışını hiç unutmam. Babam o gece neredeyse hiç konuşmadı. Ara ara başını kaldırıp göğe baktığında, yüzünü görürdüm: ıslak bıyıkları ve mavi gözleri karanlığın içinde parlı...

Bir Bağbozumu Yazısı

Ekim ayının serinliği yavaş yavaş Akro'ya inerken, Lice'nin sarıya dönmüş tepelerinde bir telaş başlar. Bağlar, yaz boyunca güneşin harıyla olgunlaşan üzümlerini artık insan eline teslim etmeye hazırdır. Toprak, yazın sıcak nefesini hâlâ içinde taşır; sabahın ilk saatlerinde ince bir sis bağların arasına süzülür. Bahçelerden armut ve nar kokusu, evlerden ise bulgur ile olgunlaşmaya yatırılan domates kokusu gelir. Toprak yağmurun nemi ile yumuşamış, sessizce tohumdan fışkıran sersem yabani otlar yalancı bahara kanmıştır. İşte o vakit, bağbozumu başlar. Erkekler omuzlarında koca kazanlar, arkalarında neşe dolu çocuklarla bağın yolunu tutarlar. Kadınlar kapkacak ve öteberi ile sabahın erkeninde renkli yazmalarıyla bağlara girer. Omuzlarda sepetlerle toplnan üzüm, mahser denilen noktaya getirilir. Çocuklar ellerinde küçük salkımlarla asmalar arasında dolanır. Herkesin yüzünde hem bir sevinç hem de bir yorgunluk vardır. Çünkü bu mevsim, sadece ürün toplamanın değil; eme...