İsmail Beşikçi’ye Dair
Türkiye yakın tarihinin en çetin yolculuklarından birini, sessiz ama sarsılmaz bir dirayetle yürüyen bir isim vardır: İsmail Beşikçi. Adını lise zamanlarında duymuş, yaşadıklarından dolayı içimde saygı uyandırmıştı. Onu dayım Tarık Ziya Ekinci'nin cenaze merasiminde gördüm. İkimizin tören yerine erken gelmesinden dolayı şahsen konuşma fırsatı buldum, konuştum. Dünyanın belkide en mütevazı insanıydı. Sakin tavırlı, bir ermiş aurasına sahipti.
O, bir bilim insanıydı, fakat sadece akademik merakla yetinmedi; gördüğünü söyleyen, bildiğini yazan, hakikati saklamayan bir aydındı. Bedeli mi? Onca yıl hapis, onca dava, dışlanmışlık, yalnızlık… Ama bir insanın ömrü, hakikatin yanında dimdik durabilmenin erdemiyle taçlanıyorsa, o ömür ziyan edilmiş değil, bilakis yücelmiş demektir.
Beşikçi, “Kürt meselesi” dediğimiz bu ağır ve karmaşık tarihsel yarayı, bilimin nesnel diliyle tartışmaya açtı. Söylediği şey aslında çok yalındı: Her halkın kendi varlığını tanıma, kimliğini yaşama hakkı vardır. Ama bu yalın gerçek, korkularla örülmüş duvarlara çarpınca bir suçmuş gibi algılandı. O duvarların üzerine sürüldü, fakat kalemi susturulamadı.
Onun yıllarca cezaevlerinde geçirdiği zaman, aslında Türkiye’nin düşünce özgürlüğü sınavıdır. Demir parmaklıklar ardında geçen yıllar, hem kendi hayatından çalınan zaman hem de bize kalan bir utanç mirasıdır. Ama aynı zamanda bu çile, Beşikçi’nin adını tarihe yalnızca bir sosyolog olarak değil, bir vicdan ve cesaret abidesi olarak kazımıştır.
Bugün, beyin kanamasıyla hastane odasında yaşamla mücadele ederken, aslında o hâlâ aynı soruyu bize sorduruyor:
“Hakikat uğruna ne kadar bedel ödemeye hazırız?”
İsmail Beşikçi, bu coğrafyanın en kıymetli vicdan seslerinden biridir. Onu överken yalnızca şahsını değil, aynı zamanda hakikati savunma iradesini de yüceltiyoruz. Çünkü bazı insanlar vardır ki yaşarken de ölürken de aslında hiç kaybolmazlar; fikirleri, cesaretleri ve doğruları arama tutkusu onları hep diri tutar.
Bugün dualarımız onunla. Fakat şunu bilmek gerekir: İsmail Beşikçi’nin adı, artık bir insanın ötesinde, düşüncenin özgürlüğü ile eş anlamlıdır. Ve bu miras, sonsuza dek yaşayacaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder